2011 yazında bir abimizin teknesinde, kıç üstünde oturup Gümüşlük koyuna girip çıkan yelkenli tekneleri gördükçe hafif hafif gaza geldik, "biz niye bu yelken işini öğrenmiyoruz, bizim neyimiz eksik lan" düşüncesini Gümüşlük'ten aldık İstanbul'a getirdik.
Yelken kursu dediğin şey nedir ki, 1 ay sürüyor. Gel gör ki her kurs bitiren denizlere açılamadığı için "size Amatör Kaptan Ehliyeti" lazım dediler... Sınav dediğin şey nedir ki, 1 saat sürüyor. Girildi sınava, sınav bitti sonuçlara bakıldı, dediler ki "artık kaptansınız". Mavi renkli ehliyetimizi verdiklerinde ilk gaza gelişin üzerinden 4 ay geçmişti ve kaptan olmuştuk. Kaptanlığımızın önündeki "amatör" sıfatı "kullandığı tekne ile yolcu taşıyıp para kazanamaz" anlamına geliyordu. Yine de amatör demeleri hiç hoş değil.
Asıl hayal mavi bir ehliyet almak değildi tabi.. Yelken eğitimi adı altında Sedef Adasına gidip rakı-balık yaparken hayaller daha da abartıldı, "biz niye bu yaz yelkenliyle Yunan adalarını gitmiyoruz" temalı hayaller yeşertildi. 2012 yazına doğru bir yelkenli tekne kiralanmasıyla birlikte konuya "hadi len" şeklinde yaklaşanlar duruldu, "vay be" diyenlerde artış oldu.
Güzel hayal, güzel uygulama. Keşke bütün hayaller uygulanabilse. Azminizden dolayı tebrik ediyorum.
YanıtlaSilArzu kardeşin.